Tartıdaki rakamın düşmesi her zaman sağlıklı bir kilo kaybı anlamına gelmez. Birçok kişi kilo vermeye odaklandığında ilk olarak kalorisini azaltır. Porsiyonlar küçülür, öğünler atlanır, karbonhidratlar kesilir. Kilo verilmeye başlanır ama çoğu zaman önemli bir soru gözden kaçar:
Verdiğimiz kilo gerçekten yağ mı?
Çünkü vücudumuz kalori açığında yalnızca yağ dokusunu kullanmaz. Eğer yeterli protein almazsak kas dokusunu da enerji kaynağı olarak kullanmaya başlar. Sonuç olarak tartıda eksilen rakamlar sevindirici görünse de, aslında kas kaybı, güç kaybı ve metabolizma yavaşlaması gibi istenmeyen sonuçlarla karşılaşabiliriz.
Kas dokusu yalnızca sporcular için önemli değildir.
Kaslarımız;
Araştırmalar, kalori açığı sırasında protein alımının yetersiz kalmasının yağsız vücut kütlesi kaybını artırdığını göstermektedir. Yeterli protein tüketen bireylerde ise kas dokusunun korunabildiği görülmektedir.
Başka bir deyişle;
Kilo verirken amacımız yalnızca hafiflemek değil, güçlü kalabilmek olmalıdır.
Hızlı kilo kaybı sonrasında oluşan cilt sarkmaları ve çatlaklar çoğu zaman yalnızca genetik faktörlerle açıklanır. Oysa cildimizin temel yapı taşları olan kolajen, elastin ve bağ dokularının yenilenebilmesi için yeterli protein alımına ihtiyaç vardır. Kalori açığı büyüdükçe ve protein alımı azaldıkça, vücut önceliğini hayati fonksiyonlara verir. Bu durumda cildin kendini yenileme kapasitesi de olumsuz etkilenebilir. Özellikle hızlı kilo verme dönemlerinde yeterli protein tüketimi, direnç egzersizleri ve yeterli mikro besin alımı birlikte değerlendirilmelidir.
Kilo verme sürecinde çoğu kişi kemikleri düşünmez. Ancak düşük protein alımı yalnızca kasları değil, kemik dokusunu da etkileyebilir. Uluslararası Osteoporoz Vakfı'na göre yeterli protein alımı; kemik mineral yoğunluğunun korunması, kemik yapım süreçlerinin desteklenmesi ve yaşla birlikte ortaya çıkan kas-kemik kayıplarının azaltılması açısından önem taşımaktadır. Özellikle 40 yaş sonrasında uygulanan düşük kalorili diyetlerde protein miktarına dikkat edilmesi bu nedenle büyük önem taşır.
Bu sorunun tek bir cevabı yoktur. Yaş, cinsiyet, fiziksel aktivite düzeyi, kas kütlesi ve hedefler protein ihtiyacını değiştirir. Ancak güncel çalışmalar, kalori açığı oluşturulan dönemlerde protein ihtiyacının arttığını göstermektedir. Özellikle kilo verme sürecinde günlük protein tüketiminin yeterli seviyede tutulması, yağ kaybını desteklerken kas dokusunun korunmasına yardımcı olmaktadır. Bu nedenle yalnızca "kaç kalori aldığınız" değil, o kalorinin ne kadarının proteinden geldiği de önemlidir.
Beslenmede öncelik her zaman gerçek ve doğal gıdalardır. Yumurta, yoğurt, kefir, et, balık, tavuk, baklagiller ve süt ürünleri kaliteli protein kaynaklarıdır. Ancak modern yaşamın temposunda her öğünde yeterli protein almak her zaman kolay olmayabilir. İşte bu noktada whey protein pratik bir destek olarak öne çıkar.
Whey protein;
Bilimsel yayınlarda whey proteinin, yüksek sindirilebilirliği ve aminoasit kullanılabilirliği sayesinde en kaliteli protein kaynaklarından biri olduğu belirtilmektedir.
Fonksiyonel beslenme yaklaşımında amaç yalnızca protein almak değildir. Proteinin yanında lif, vitamin, mineral ve fitobesinleri de almaktır.
Bu nedenle whey proteinin;
gibi doğal besinlerle birlikte tüketilmesi daha dengeli bir öğün oluşturabilir. Protein, lif ve doğal besin öğelerini aynı öğünde buluşturmak hem tokluk süresini uzatır hem de sürdürülebilir beslenme alışkanlıklarının oluşmasına katkı sağlar.
Kilo kaybı bir hedef olabilir.
Ancak asıl hedef;
bir beden oluşturmaktır. Bu nedenle kalori açığı oluştururken yalnızca ne kadar yediğimize değil, ne yediğimize de dikkat etmeliyiz. Çünkü iyi planlanmamış bir diyet yalnızca kilo kaybettirebilir. Yeterli proteinle desteklenmiş bir beslenme planı ise vücudunuzu dönüştürebilir.
Özellikle whey proteinin lif, sağlıklı karbonhidratlar ve gerçek besinlerle birlikte tüketilmesi; daha dengeli bir öğün oluşturulmasına yardımcı olabilir. Araştırmalar, whey proteinin yüksek biyolojik değeri ve aminoasit kullanılabilirliği sayesinde kas protein sentezini destekleyen en etkili protein kaynaklarından biri olduğunu göstermektedir.
Foodclub'u geliştirirken çıkış noktamız da tam olarak buydu:
Günlük protein hedeflerine ulaşmayı kolaylaştıran, aynı zamanda gerçek besin anlayışından uzaklaşmayan bir alternatif sunmak. Bu nedenle Foodclub öğünlerinde yüksek kaliteli whey protein; lif ve kolajen ile bir araya geliyor. Katkısız, koruyucusuz, aromasız ve tatlandırıcısız içerik yaklaşımımızın temelinde ise şu düşünce yer alıyor:
Sağlıklı beslenmek karmaşık olmak zorunda değil.
Bazen doğru içeriklerle hazırlanmış pratik bir öğün, yoğun bir günün içinde bedeninize verebileceğiniz en iyi destek olabilir.
Safiye Taş Koçyiğit
Fonksiyonel Tıp & Longevity Diyetisyeni